| Demon's Souls İncelemesi | ||||
|
|
BİZ BİR OYUN YAPALIM, AMA HİÇ KİMSE OYNAYAMASIN. HATTA CANINDAN BEZİP RUH HASTASI OLSUN. Hani PS3’ün adam gibi RPG oyunu yoktu? Halbuki PS3 Japon konsoludur, RPG’lerimiz de bol olmalı değil mi? Belki PS3’ün en baba RPG oyunu başka platform’a kaymış olabilir. Ama sıkı durma vakti geldi, şimdiler de sağlam bir aksiyon RPG’miz var. İnsanı çileden çıkaranından, sabır ve sağlam sinir isteyeninden. Demon’s Souls, bu ismi uzun yıllar boyunca hiç unutmayacaksınız. Aslında çok güzel bir macerası var oyunun, hatta yazıya direk oyunun macerası ile girebilirim. Ama ben biraz daha farklısını tercih ediyorum bu sefer, bir çoğumuz merak içerisinde bekledik Demon’s Souls’u. Yeni bir exclusive geliyordu, üstelik yorumlar çok iyi yöndeydi, beklentiler büyük oldu. Nihayetinde FromSoftware firması, Masanori Takeuchi liderliğindeki ekip ile oyunu beğenilerimize sundu. Oyunu anlatmaya başlamadan önce, oyunun en çok konuşulan özelliği, yani “zorluğu” ile alakalı olarakk, oyunun yönetmeni Hidetaka Miyazaki'nin sözlerinden bahsetmek istiyorum. Kendisi demiş ki; Oyunu çok zor yapmamızın sebebi, oyuncunun bir şeyleri başardığını hissetmesidir. Yani kısacası diyor ki, oyuncu mevcut oyunumuzu bitirmeden önce ağır ruh ve sinir hastalıkları geçirsin, geçtiği bölümlerin kıymetini bilsin. Evet , o sözlerin altında gerçekten bu imalar yatıyor olabilir. (Ya da ben abartıyorum :) Girişin özü; hakkını veren, fakat insanın hakkından gelen bir RPG’miz var artık.
PARAM PARÇA RUH’LAR Demon’s Souls’un türüne ve adına yakışır hikayesinden bahsetmek istiyorum. Boletaria adında ve Kral Allant’ın yönettiği temiz ve özgür bir krallık, bir gün içerisinde bin bir kötülüğün bulunduğu yoğun bir sis ile şeytanların istilasına uğrar. Bunlardan bir çoğu, ruhunu kaybetmiş insanların yaratığa dönüşerek, buldukları herkesi öldürüp onların ruhları ile beslenen ucubelerdir. Koca krallık şeytanlar ile yok olmaktadır ve bir gün Maiden in Black adındaki bir kâin, krallığın tek umudunun bir savaşçı olacağını ve bu toprakları kurtaracağını söyler. Bu tek umut siz oluyorsunuz bu arada. Tabi umudunuzu yitirmezseniz. Hikayesinden de anlaşıldığı üzere oyundaki amacınız krallığı kurtarıp iblisleri yenmek. Oyuna bu imkansızı başarmak isteyen deli oğlanı yaratmakla başlıyorsunuz. Tipini, şeklini şemalini ve ne tür bir karakter olacağını siz belirliyorsunuz. Karakter türü derken, ister şövalye, ister hırsız, ister tapınak şövalyesi vs. gibi bir dizi seçenek arasından uygun gördüğünüz karakter türünü seçiyorsunuz. İsteğe bağlı ve ayrıntılı bir karakter tasarımından sonra, ona ismini verip save dosyasına kaydederek oyuna başlıyorsunuz. Öncelikli göreviniz eğitim, oldukça kısa olduğunu söyleyebilirim çünkü karakterinizin pek fazla hareket özelliği yok. Bir kılıç ve bir de kalkan ile kendinizi korumayı ve hızlı koşma, takla atma gibi ufak ayrıntıları öğreniyorsunuz. Şunu hemen belirtmeliyim ki hareket sistemini sınırlayan bir unsur var. Yorgunluk bar’ı, bu bar yeşil renkte görünüyor ve birkaç hareket ile hemen boşalıyor. Bir süre adrenalin yapmazsanız tekrar doluyor, yani şövalye deyince öyle pata küte dalacak bir şövalyenizde yok ne yazık ki. Zirâ oyun derinlerde insanı çileden çıkarmak gibi bir amaç güttüğü için böyle kısıtlamalar gayet normal geliyor. Ayrıca karakteri biraz monotonlaştırıyor olsa da, üzerindeki ağır zırh ya da silahların varlığını hissettiriyor. Özellikle de takla atmak istediğinizde, karakterin yerde debelendiğini görebilirsiniz.
Oyun çok büyük ve birbirlerinden farklı evrenlerde geçiyor. Her bir dünya içerisinde başka bir iblisi öldürmeniz gerekiyor. Dünyalar arası geçişi ve yeniden doğuşu ise Nexus adında ki ölüler diyarı sağlıyor. Nexus, oyun boyunca sürekli ayak basmanız gereken yerlerden biri. Öldüğünüz zaman nexus sayesine yeniden doğacaksınız, bir dünya’da işiniz bittikten sonra diğerine geçiş için nexus’u kullanacaksınız. Ayrıca çeşitli level atlama ya da upgrade işlemlerini de buradan yapacaksınız. Nexus bir bölüm boyunca sizin tek checkpoint’iniz. Büyük bir işkence, kocaman bir harita içerisindesiniz, yenmeniz gereken çeşit çeşit düşman var. Bu kaos’un içinde asla checkpoint yok, save yok, load’dan başlayım da güçlerim yenilensin, o da yok… Şöyle anlatayım; bir bölüme başladığınızda, bazı item’lere ve çeşitli güçlere sahip oluyorsunuz. Bunlar bazı sağlık item’leri olabilir, upgrade edilmiş sağlık bar’ı olabilir, çeşitli özelliklerinizi upgrade etmeye yarayan ruh’lar olabilir. İşte mevcut olan tüm özellikleriniz, tek bir ölüm sonrasında yok olup gidiyor. Üstelik ölmek kaçınılmaz, iki adım başı bir kere ölmek neredeyse şart. Şansınız varsa üç adım başı ölürsünüz… Öldüğünüz zaman nexus sayesine bölümün başından başlıyorsunuz, tüm sahip olduklarınız gidiyor + öldüğünüz yere kadar öldürmüş olduğunuz tüm düşmanlar yeniden geliyor. Tam bir işkence, buna karşılık tam öldüğünüz noktada yerde oluşan kırmızı kan lekesi üzerine “X” tuşuna basarak, kaybettiğiniz bazı şeyleri tekrar kazanıyorsunuz. Ama bunlar ne yazık ki upgrade’li sağlık barı ya da sağlık item’leri gibi en önemli şeyler değil.
İtem menüsüne ise kolay erişim özelliği bulunuyor. Ayrıntılı şekilde değil ama, en çok kullanacağınız eşyalara yönlendirme tuşları ile ulaşabiliyorsunuz. Aşağı yönlendirme tuşu ile sağlık ekipmanlarına, diğer tuşlar ile silah veya kalkan değiştirebiliyorsunuz. Ayrıca bu menülere girip ayrıntılı işlem yaparak, tüm araç gereçlerinizi görmek için Start tuşunu kullanmanız yeterli. Bölümlerin bazı noktalarında item satın alabileceğiniz yerler bulunuyor. Bunları düşman öldürdükçe topladığınız ruhlar karşılığında alıyorsunuz. İtem’ler bu oyunda çok önemli, özellikle de sağlık item’lerine gözünüz gibi bakın. Upgrade işlemlerini ise daha önce de bahsettiğim gibi nexus’ta yapıyorsunuz. Ayrıca zaman içerisinde yıpranan silahlarınızı da nexus’a giderek tamir ettirebiliyorsunuz.
YENİLİKLERE AÇIKMISINIZ? Yazıya genel olarak dönüp baktığımızda, belki her paragrafta bahsettiğim zorluk derecesinin yüksekliği, sanki oyunu kötümser bir çerçevede anlattığım hissini verebilir. Bu sizi yanıltmasın, bir oyun düşünün ki bir çok yerinde zorlanırsınız, yahu şunları yapmakta epey bi’ zordu be! Dersiniz, fakat o oyunun kolaylıkla geçile bilen bir çok yeri de vardır ve inişli çıkışlı ilerlemeye devam edersiniz. İşte Demon’s Souls’ta bu iniş çıkışlar yok, tek bir noktadasınız, o da inanılmaz zor olması. Sık sık zorluğunu dile getirme sebebim ise, oyunun mevcut özelliklerini ne zaman kullanmak isterseniz kullanın; mutlaka bir zorlukla karşılaşıyor olmanız. Oyunun doğası bu, öyle ki; pause özelliği bile yok. Ara vermek mi istediniz? Ya da anneniz yemeğe mi çağırıyor? Ya öleceksiniz, ya kapatacaksınız. Bunlar da eğer fazla ilerlediyseniz emeklerin boşa gitmesi demektir. Tabii sakin bir yerde durup bekleyebilirsiniz, nadiren de olsa. Ama tekrar belirteyim ki oyun asla amaçsız ve kalitesiz bir yapım değil. Üzerinde emek harcanmış, oyunculara bir şeyler verme çabasına fazlasıyla girilmiş. Kaliteli oyun yapısının yanı sıra gerçekçi grafikler ve sesler, düşmanları öldürmediğiniz taktirde sizi takip edecek kadar akıllı olması gibi unsurlar da tuzu biberi olmuş.
Bunların yanı sıra eşsiz benzersiz bir çevirim içi oynama özelliği var. Oyuna girerken size soruyor, PSN açayım mı? Eğer net’e bağlıysanız mutlaka açın, neden mi? Artık oyunun imkansızlıkları hakkında kısmen de olsa bir bilginiz var. Online olarak oynarsanız eğer, başka oyuncularla falan oynamıyorsunuz, ama etkileşime giriyorsunuz. Siz yine normal single mod’u oynuyorsunuz, fakat aynı anda yüzlerce kişi aynı bölümleri oynamakta oluyor. Oyuncular online’sa eğer, istedikleri zemine mesaj bırakabiliyorlar. Bu mesajlar size ip ucu veriyor, mesajlara Select tuşu ile ulaşılıyor ve hazır metin – kelime halinde bulunuyor. Vermek istediğiniz mesajlar hazır halde görünüyor, siz seçiyorsunuz mesaj cümlenizi, sonra o mesajın içeriğini yönlendirecek kelime seçim ekranı geliyor, kelimenizi de seçiyorsunuz ve oraya bırakıyorsunuz. Başka oyuncular sizin bıraktığınız mesajı okuyarak o yer hakkında bilgi sahibi olabiliyor, ya da ip ucu vermiş oluyorsunuz. Online oynayan tüm oyuncular bunu yapabiliyor, ayrıca yine oyuncuların bıraktıkları mesajlara “X” tuşuna basarsanız, bir canlandırma ile orada nasıl öldüğünü görebiliyorsunuz ve aynı hataya siz düşmüyorsunuz. Aleme ibret olsun, belki oyunun zorluğunu bir nebze azaltabilir. Ama bu eşsiz çevirim içi oynanışın yerine checkpoint gelseydi bence çok daha makbule geçerdi. Hiç değilse o kadar ilerleyip ufacık bir hata ile ölünce emekler boşa gitmezdi. Ama oyunun bu özellikleri bir artı mıdır yoksa birer eksi mi? İşte bu göreceli. Özellikle de tavsiye bazında göreceli. Sizlere şunu söylemeliyim, eğer sadece RPG aksiyon oyunlarını seviyorsanız, ama ben seri bir RPG ciyim diyorsanız, Demon’s Souls sizi tatmin etmeyebilir. Çünkü aşırı derece de sabır, biraz şans ve çok emek harcamış olsa da bu emek boşa gittiğin de aynı çabaya tekrar girecek dayanma gücü gerektiyor. Öte yandan, ben çok sabırlıyım, ayrıca RPG’de severim, her ne olursa olsun tekrar tekrar yılmadan denemeye hazırım diyorsanız, Demon’s Souls tam size göre. Belki de aradığınız yegane oyun olabilir… Kısacası, eğer oyunu almayı düşünüyorsanız, önce kendinizi sınayın, yahu bu kadar sabır edebilir miyim diye. Eğer cevabınız kesinlikle evet ise durmayın, hemen bir tane sipariş edin. Ha bir de çevirim içi oynayın, belki bir yerlerde karşılaşırız… Genel: 9.0 Bir RPG severseniz, ya da zorlanmak istiyorsanız sizin için bir klasik. Grafik/Ses: 8.9 Görsel ve işitsel anlamda devrim yaratmasa da kesinlikle geçer not almayı hak ediyor. Oynanabilirlik: 8.5 Alışması kolay kontrol ve kamera açılarının yanı sıra bir parçada monoton. Eğlence: 9.0 Oyun imkansızı başarma üzerine kurulu olduğu için her oyuncuyu tatmin etmeyecektir ama genel anlamda çok başarılı. Artılar: Kaliteli oyun yapısı ve hikaye, grafikler ve atmosfer, çevirim içi oynanış, zorluğun getirdiği bazı artılar. Eksiler: Zorluğun getirdiği bazı eksiler (Ya sabır!) Karakter monotonlaşa biliyor, bir yerden sonra emeğin boşa gitmesinin kaçınılmazlığı. |
| Son Güncelleme ( Pazartesi, 22 Şubat 2010 22:17 ) |


















Yorumlar
isterseniz başka oyunucuyu yardıma çağırabilirsini z. eğer gelirse coop olarak ilerliyorsunuz.. gelenler loot alamıyor.. ama topladıkları ruhlar yanlarına kar kalıyor..
bir de başkasının dünyasına saldırıya gidiyorsunuz.. ayrıca boss fightlarda oyuncuya karşı bossları siz kontrol edebiliyorsunuz ..
son bişey ölüp, tekrar aynı yeri oynarken kendi kanınıza ulaşmadan ölürseniz.. ilk kanınız kayboluyor.. sadece son öldüğünüz defadaki kanınız kalıyor..
ben ustayım, sabırlıyım, +soyumuzda korelilik, japonluk var demeyen insanlar oyuna para vermeden bir daha düşünsünler :))
haklısın valla insan oflınede pause yapar
iyi akşamlar
inceleme süper evren abi.Bu oyunun demosu çıktımı :D:D
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.