| Battlefield: Bad Company 2 - İncelemesi | ||||
|
|
SAVAŞ, KÖKLERİNDE ÇÖZÜLEMEMİŞ SORUNLAR İLE PATLAK VERDİ Artık oyun dünyasında günümüz teknolojileri yeni jenerasyon olarak adlandırıldığından beri, önceki nesilde başarılı yapımlara imza atmış firmalarda gözde oyunlarının senaryolarına yeni bir alternatif getirmeye başladı. Bu alternatif yolu çizenler ise genellikle kült savaş oyunları oldu. İlk olarak 2007 yılında Modern Warfare ile başladı ve oyun dünyası için asla unutulmayacak, belki de kendi dalında daha iyisini göremeyeceğimiz kült bir yapım oldu. Ardından BF: Bad Company belirlediği yeni sınır ile sevenlerine merhaba dedi. Önceleri ise hemen hemen tüm yapımlar 2. dünya savaşı odaklı oluyordu. Birçok deneme geldi, birçok oyun serisi her seferinde karşımıza 2. dünya savaşı kurgusu ile çıktı. Savaşı artık kendi tarihimiz gibi bilir hale geldik. Şimdi ise günümüz savaşlarının alternatif senaryoları ile devam ediyoruz. Başarılı yapımlar sayılı, BF: Bad Company ise bu başarılı yapımlar arasında “ben buradayım” diyenlerinden. EA sponsorluğunda DICE firmasının geliştirdiği Bad Company, ilk yapımı ile özellikle başarılı fizik etkileri ile ses getirmeyi başardı ve ardından yapımına başlanan Bad Company 2 geçtiğimiz günlerde piyasaya sürüldü. Yapım, ilk oyundan bağımsız bir senaryo ile sahalara yeniden döndü ve beğenilerimize sunuldu. Peki ya sahalara dönerken bize neler getirdi?
TARİH TEKERRÜR ETMEYE MAHKÛMDUR Yıl 1944, Pasifik savaşının kızıştığı dönemlerde bir Japon adası ve bu adaya gönderilen bir grup ABD askeri. Aurora operasyonu, görevleri; kitle imha silahları üzerinde uzman bir bilim adamını kaçırmak. Oyun bizi 2. dünya savaşının ortasında bahsettiğim Aurora operasyonu ile karşılıyor. Günümüzde patlak veren bir savaşın (alternatif senaryoya göre) köklerine iniyoruz. Görevin ardından meşhur bölüğümüz ile (Bad Company) günümüze sarıyor tarih. Ve tarih bir kez daha tekerrür ediyor. Etrafı karlı dağlarla kaplı Abkhazi kasabasında iz süren bölüğümüz, mayınlı arazileri geçtikten sonra bir grup Rus askeri ile sıcak çatışmaya girerken kontrolü bir kez daha elimize alıyoruz. Oyun mekanik olarak ilki ile aynı, çatışmalar ise biraz daha sık ve zorlayıcı geçebiliyor. Mekânlar geniş ve sığ ormanlardan, sık rastlanmasa da çöllerden ve karlı arazilerden oluşuyor. Harita dizaynı ilk oyunda da olduğu gibi geniş ve bir bakıma özgür oynanışa açık. Takımınız toplam 4 kişiden oluşuyor ve ne yazık ki taktikâl oynanışa dayalı etkileşim sunmuyor. Takımın Marlowe isimli elemanı ile oynuyoruz, görevler çok eğlenceli ve akıcı geçiyor. Geniş bir haritanın en eğlenceli yanı ise, bir süre ilerledikten sonra ufukta görünen düşman askerlerini izlemeye alıp sayılarını belirlemek, ortamın durumuna göre bir plan hazırlayıp çatışmaya girmektir. Bizim bölük bu işi iyi biliyor, mesela ulaşmanız gereken nokta’ya bakan bir kulede tetikçi varsa, onu arkadan sessizce haklayıp içeri kolayca sızabiliyorsunuz. Bu tür bir görevde sızma işini bölünerek yapıyorsunuz. Takımın iki elemanı bölgeye sızarken, siz öldürmüş olduğunuz piyadenin keskin nişancı tüfeğine el koyup diğer elemanların önünü temizliyorsunuz. Bununla ilgili olarak çok keyif aldığım bir sızma görevi vardı; yağmurlu bir havada sessiz bir ortam ve silah sesi duyulmamalı, şimşek çakmasını bekle, gök gürlediğinde ateş et ve diğerini bekle… Bu ve benzer taktikler senaryo’ya bağlı olarak hazır şekilde verilmiş olsa da görevleri çok eğlenceli hale getiriyor. Onun haricinde tüm karakterler yan yana ve birbirinden bağımsız olarak savaşıyorlar. Hâlbuki 4 kişilik bir ekibiz, Marlowe takım kaptanı olsaydı, arazinin nimetlerinden yararlanıp kendi taktiklerimiz oluştursaydık belki vereceği keyif’e keyif katardı oyun. Canımız taktik istemezse bırakırdık adamları kendi hallerine, nasıl olsa ölümsüzler : )
Böylesi bir savaş oyununda, çatışmaların soluksuz ve eğlenceli geçmesi elbet büyük önem arz ediyor. Bad Company 2 muhteşem bir çatışma ortamı yaratmasa bile oyuncuya o atmosferi yaşatmakta gayet başarılı bir oyun. Belki tempo anlamında bir Modern Warfare(MW) olamaz, ama o atmosferi en az MW kadar veren başarılı bir yapım olduğu aşikâr. Gerçekçi olmak gerekirse piyasadaki savaş oyunları arasında, çatışma ortamında mükemmel aksiyondan çok gerçekçiliğe önem veren bir yapım olduğunu görüyorum Bad Company 2’nin. Bir savaş simülasyonu kadar derinlemesine olmasa da özellikle fizik etkileri anlamında bir adım öne çıkabilir bu yapım. Zira neredeyse hiçbir oyunda karşımdan tank geldiği zaman kaçacak delik aramam. O tank ki, özellikle yakın mesafeden tek bir top isabeti ile kalın duvarlara kadar yerle bir edebilir. Peki, kaç tane oyunda bir bombanın bomba olduğunu, bir tankın tank olduğunu hissettik? Ya da 10 metre ötedeki bir düşmanın elinde RPG-7 gördüğümüzde arkamıza bile bakmadan kaçtık? Önümüzde parçalanmış temelleri ile zar zor ayakta duran, yerden yarım metre yükseklikte bir duvar bile olsa ne tanklar bizi etkilerdi ne de bombalar. Patlamalara karşı ölümsüz kılardı bizi o basit duvarlar, yükseltiler ya da kayalar. İşte Bad Company serisi ile biz orta halli bir patlamanın bile ne demek olduğunu çok iyi anladık.
SIRTINI DUVARA YASLAMA! BC oyunlarının en belirgin özelliği, yapımcı firmanın geliştirdiği Destruction 2.0 fizik motoru sayesine %90 yıkıma açık oluşudur. Tüm evler, tüm duvarlar, arkasına saklanmayı düşünebileceğiniz birçok yer yıkılabilir. Ahşap kapı ve pencere gibi zayıf yerler ise yarım şarjörle bile kırılıp parçalanabiliyor. Büyük duvarlar ise patlamalar ile koca koca yarıklara dönüşebilir. Bunu isterseniz bir roket atar yardımıyla, isterseniz ana silahın bomba atar ekipmanıyla ya da bir el bombasıyla yapabilirsiniz. Böylece evlerin içine saklanmış ya da duvarların arkasına siper almış düşmanları rahatlıkla rahmetli edebiliyorsunuz.
Ama düşmanlarında size aynını yapabileceği konusuna dikkat çekmek isterim. Çatışmalar birçok zaman yerleşim alanlarında geçiyor. İçi boş evler ise siper almak için en akılcı seçeneğiniz oluyor. Böyle durumlarda aniden suratınıza savrulan tuğlalar görüp, ardından melekleri saymaya başlarsınız hiç şaşırmayın. Muhtemelen bir hasmınız tam sizin siper alıp kendinizi güvende sandığınız duvara bir roket yollamıştır, ya da aynı şekilde sizi fark eden birleri oraya bir bomba sallamış olabilir. Hele ki bir tankla karşı karşıyaysanız hiç duvarla siper almayın. Mesafeyi açmaya bakın, kaçın, kaçın ve kaçın… Bir roket atar bulup usulünce onu yok edene kadar hiçbir duvar sizi kurtarmayacaktır.
Yapımda kullanılabilecek etkili silahlarda mevcut. Saldırı tüfeklerden tutun keskin nişancı tüfeklerine kadar birçok silah mevcut. Silahları genel olarak düşmanların üzerinden alıyorsunuz, topladığınız silahlar ise unlock edilmiş oluyor. Oyuna ilk başladığınızda kullanabileceğiniz silahlar çok sınırlı. Bölümlerde ilerledikçe düşmanların üzerinden aldığınız silahlar Collectables olarak silah kasalarına ekleniyor. Silah kasaları ise harita üzerinde silah resmi olan yerlerde bulunuyor. Collectables, bölüm içerisinde toplanabilecek yeni silahları belirtiyor. Loading ekranında sol üst köşede görüntülenen Collectables ve M-Com Station başlıklarının altında, bölüm içerisinde alabileceğiniz silahlar ve M-Com İstasyonlarının sayısı belirtiliyor. Silahlar bahsettiğim gibi toplamanıza bağlı olarak elde ediyorsunuz, M-Com’u ise bir yan görev olarak düşünebilirsiniz. Bölüm içerisinde bazı yerlerde bulunan bu bilgisayar sistemli kasaları havaya uçurarak bonus kazanabilirsiniz.
HAYLAZ TAKIMIN CİDDİYETİ Bir Battlefield oyununun vazgeçilmezi ve eğlenceli yanlarından biri olan araç kullanımından bahsedelim birazda. Oyunda bazı bölümler ciddi derecede büyük bir haritaya sahip, bu tür yerlerde ulaşım için araç kullanmanız gerekebilir. Yaya olarak da gidebilirsiniz belki ama dakikalar boyunca yürümeniz gerekebilir. İsteğe bağlı araçlar ATV gibi küçük motorlulardan veya nehir üzerinden ulaşmanız gereken yerlerde bot gibi taşıtlardan oluşuyor. Genellikle araç kullanımları görev gereği mecburi oluyor. Bazı görevlerde zırhlı araçlarla konvoy halinde ilerlemeniz gerekiyor, bazılarında ise tanklarla ilerlemeniz gerekiyor. Bir de oyunun belirli yerlerinde hava saldırısı için yer belirlemeleri yapıyorsunuz. Düşmanların yoğun ve ağır silahlarla donanmış olduğu bölgeleri dürbün ile tespit edip bombalatıyorsunuz. Bu tür görevler sayesinde oyun baştan sonra düz silahlı çatışma haline dönüşmüyor ve çizgisellikten uzaklaşıyor.
BC 2 görsel olarak da tatmin edici düzeyde. En iyi tarafı da aydınlatma efektlerinin gerçekçiliği, kaplamalar ve gölgeler ile aslında orta halli olmasına rağmen canlı renk paletleri açığı biraz ört bas ediyor. Özellikle kaplamalar birkaç kat daha artırılsaydı tam bir görsel şölen olabilirdi. En azından elimizdeki silahlar biraz daha poligonlanıp cilalanabilirdi. Görsel anlamda ufak tefek bugları da var ama göz ardı edilebilir.
Ses efektleri ise bam başka. Oyun kesinlikle ses efektlerinde çok başarılı ve etkileyici. Özellikle de çatışma ortamında o hissiyatı, o atmosferi başarılı şekilde yansıtmasında ses efektlerinin payı çok yüksek. Bir kere uzaktan gelen silah sesi ile yakından gelen silah sesi çok rahat ayırt edilebiliyor. Yani sesler birbirine karışmıyor, ayrıca silah sesleri çok gerçekçi olmuş ateş edildiğini hissettiriyor. Patlama sesleri de aşağı kalır değil, özellikle yakın mesafede ki bir patlamada yaşanan kulak çınlaması, sesleri algılamadaki bozukluğu gerçeğine uygun şekilde yansıtıyor. Yalnızca silahlar ya da bombalar için değil, oyunun her şeyiyle ses efektleri çok iyi. Size tavsiyem, oyunu 5+1 stereo ses siteminde denemeniz. Eğer buna imkânınız varsa, kendinizi ateş altında hissedebilirsiniz.
Kısacası Bad Company 2’yi her şeyiyle ele aldığımızda ortaya kaliteli ve denemeye değer bir yapım çıkıyor. Zaten günümüzün vazgeçilmezi olan multiplayer seçenekleri de mevcut. Oyun multiplayer olarak takım oyununa çok önem veriyor. Daha önce beta ve demo incelemelerinde de bahsetmiştik, takım oyunlarında yalnızca çatışmak değil, M-Com gibi önemli yerleri yok etmek, ya da bölgeyi ele geçirmek gibi amaçlarınız oluyor. Takım oyununa önem verdiği için asker yetenekleri de sınıflandırılıyor. Örneğin mühendis olarak başlarsanız araç tamirinde usta bir asker oluyorsunuz, sağlıkçı olmayı seçerseniz takım arkadaşlarını seri şekilde iyileştirebiliyorsunuz. Bu unsuları bir araya getirip koordine etmenin en iyi yolu ise arkadaşlarınız ile takım oluşturmaktır. Bir sağlıkçınız, mühendisiniz, keskin nişancınız ve saldırı adamınız olduğunu düşünün, haberleşebiliyorsunuz, birbirinizi tanıyorsunuz ve bu sayede çok iyi bir takım oyunu çıkarabiliyorsunuz. Klan maçları için de çok güzel bir özellik oluşturuyor, ayrıca yapımcı firmanın açıklamalarında belirttikleri gibi özgür bir multiplayer oyunu için Dedicated Server’larda mevcut. Konsollar için bir şey ifade etmese de PC oyuncuları için çok yerinde bir özellik olduğu aşikâr. Biliyorsunuz ki MW-2 bu özelliği kaldırarak online ortamda kan kaybetmeye başlamıştı. Aynı hataya BC-2’nin düşmemesi akıllıca olurdu zaten.
Multiplayer modları ise Rush, Squad Rush, Squad Deathmatch, Conquest ve Hardcore seçeneklerinden oluşuyor. Single modunda olduğu gibi online olarak da araç kullanımları mevcut. Yine ATV, Tank ve zırhlı araçlar gibi sağlam araç yelpazesi bulunuyor. Bad Company 2 gerek hikâye moduyla gerekse çoklu oyuncu seçenekleri ile oyuncuyu her anlamda tatmin edebilecek düzeyde bir oyun. Son zamanlarda irili ufaklı hayal kırıklıkları yüzünden oyuncuları soğutmayı başaran MW-2 online’dan sonra Bad Company 2 gayet iyi bir alternatif oluyor. Her ne kadar oyunun hikaye modu artık alışmaya başladığımız gibi 5-6 saat kadar kısa bir sürede bitiyor olsa da oyunun ömrünü uzatan online modu ile aksiyona devam edebilirsiniz. Özellikle de ilk oyunu sevdiyseniz, ikinci oyunda daha fazlasını bile bulabilirsiniz.
Genel: 9.0 Grafik ve Atmosfer: 8.5 Ses: 9.0 Eğlence ve Oynanabilirlik: 8.5
Artılar: Grafikler, muhteşem ses efektleri, gerçekçi savaş atmosferi, yıkıma açık olması ve multiplayer modları. Eksiler: Senaryo modu çok kısa, biraz daha taktikâl oynanış sunabilirdi, bazı grafik hataları. |
| Son Güncelleme ( Cuma, 09 Nisan 2010 17:33 ) |


















Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.